Kitap Hakkında
Kim olursan ol, neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek…
Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğine inanıyorum. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.”
Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz,” dedi.
Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu…
Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?
İnsanoğlunun var olduğu günden beri cevabını bulmaya çalıştığı bu temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin tam da keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür. Eski öğrencisinin sunumuna davetli olan Simgebilim Profesörü Robert Langdon söz konusu keşfi öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Ancak, kendisini bekleyen şifrelerden, acı sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersizdir…
Yazar Hakkında
Amherst Koleji ve Philips Exeter Akademisi’nden mezun olduktan sonra bir süre eğitim gördüğü bu okullarda İngilizce öğretmenliği yaptı. Şifre çözme ve gizli hükûmet örgütlerine duyduğu ilgi, 1996’da ilk romanı Dijital Kale‘nin ortaya çıkmasını sağladı.
Roman, yayımlanmasından hemen sonra Dan Brown bir anda elektronik kitap listelerinde 1 numaraya yükseldi. Amerika Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nı (NSA) konu alan roman sivil halkın mahremiyeti ile ulusal güvenlik arasındaki ince çizgiyi irdeliyordu.
Roman, yayımlanmasından hemen sonra Dan Brown bir anda elektronik kitap listelerinde 1 numaraya yükseldi. Amerika Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nı (NSA) konu alan roman sivil halkın mahremiyeti ile ulusal güvenlik arasındaki ince çizgiyi irdeliyordu.
Başkanlık Ödülü’nü kazanmış bir matematik profesörü ile ilahiyat müzisyeni bir annenin oğlu olan Dan Brown, bilim ve din gibi paradoksal felsefelerin egemen olduğu bir ortamda büyüdü. Bu birbirini tamamlayıcı görüşlerden aldığı esinle ünlü romanı Melekler ve Şeytanlar‘ı 2000 yılında yazdı. Bu yapıt da bir İsviçre fizik laboratuvarı ile Vatikan kenti arasında geçen, bilim ve din odaklı bir gerilim romanıdır.
Kitap incelemem ( !!!Spoiler İçerir!!! )
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bilgiye doydum. Doydum diyorum çünkü okudukça sürekli yeni şeyler öğreniyorsun. Dinler hakkında -özellikle Hristiyanlık- bilim hakkında -abiyogenez- ve sanat hakkında -resim ve mimari- ve hatta modern sanat hakkında sizi dolduruyor resmen. Açıkçası ben bu kitaptan önce Serenad’ı okumuştum. (bkz. Serenad) Kitap bittikten sonra entelektüel olarak dolduğumu hissetmiştim. Herhalde gelecekte bu denli dolu bir kitap okuyacağımı düşünmüyordum fakat ta ki Başlangıç’a kadar.
Kitabı üç parçaya bölmüş yazar. Bir bölüm bilim adamı ile alakalı bölümde geçiyor, diğer bölüm din adamlarının olduğu bölümde geçiyor ve diğer bölümde ise internet haberlerini görüyoruz. Kitabın son bölümlerine doğru bu bu bölümler birleşiyor ve tek parça halinde devam ediyor.
Kitap çok heyecanlı ben özellikle okurken bilim adamının bölümlerinin gelmesini iple çekiyordum çünkü ilgi alanıma daha yakın olduğu için oradaki buluşlar vs. daha çok dikkatimi çekiyordu. Kitap okurken akıp giden ve sonraki bölümü merak ettiren cinsten bu yüzden genelde sıkıldığınızı hissetmiyorsunuz.
Gayet güzel bir ilerleyişi var. Kitap sizi bir taraf seçmeye itiyor. Din ve bilim çatışmasını net şekilde görüyoruz. Eğer din tarafındaysanız kitap sizin için bir miktar üzücü ve can sıkıcı geçebilir. Fakat bilim tarafındaysanız da “hadi be hadi be devam et” şeklinde ilerliyor. Din tarafındakiler için kitap “oh be!” dedirtecek şekilde biterken aynı zamanda bilim taraftarları için ise bir miktar hayal kırıklığı içerebilir.
Kitap sizi entelektüel olarak dolduruyor. Bir çok şey öğreniyorsunuz. Özellikle Antoni Gaudi ve en ünlü eseri olan La Sagrada Familia hakkında harika bilgiler öğreniyorsunuz. Yazımızı okumayı unutmayın: La Sagrada Familia ve Antoni Gaudi
Genel olarak kitap çok güzel, birçok entelektüel bilgi ile donatılmış akıcı bir kitap.
8,5/10
Satın almak için; Amazon


