PALEOANTROPOLOJİ NEDİR?
Paleoantropoloji, insan evrimini ve atalarımızın tarih öncesi geçmişini inceleyen bir bilim dalıdır. Bu alandaki araştırmalar, insanın evrimsel geçmişini ve insan türlerinin evrimsel ilişkilerini anlamak için fosil kalıntılarını, arkeolojik buluntuları ve diğer kanıtları kullanır.
Paleoantropologlar, hominid (insan ve insan benzeri türler) fosillerini ve arkeolojik kalıntıları inceleyerek, insanın evrimini ve atalarımızın yaşam biçimlerini anlamaya çalışırlar. Bu çalışmalar, insanların nasıl yürüdüğü, beslendiği, yaşadığı ve iletişim kurduğu gibi konuları anlamamıza yardımcı olabilir.
Bu bilim dalı, antropoloji, arkeoloji, biyoloji ve jeoloji gibi farklı disiplinlerin birleşimini içerir. Paleoantropoloji, insanın tarih öncesi geçmişini aydınlatarak, evrimsel kökenlerimizi ve insan türlerinin gelişimini daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
KİTAP YORUMUM
Daha öncesinden paleontoloji ve antropoloji bilen biri olarak ilk defa paleoantropoloji okuduğumu itiraf etmeliyim. Yani her kitap yorumunda söylediğim gibi öncelikle bazı inanç ve düşünce bagajlarını kapıda bırakıp kitabı okumalısınız. Yoksa sizi çarpabilir. Çünkü eğer bir Adem fikri ile gelip bu kitabı okursanız kitap sizi fikirlerinizin elastikliğine bağlı olarak eğip bükecektir.
Kitap çok güzel bir şekilde bulunan hominid iskeletlerinin ışığında insanın evrimsel yolcuğunu anlatıyor. Bazı aklıma takılan noktalar olmadı değil; onları ileride söyleyeceğim fakat genel çerçeve içerisinde gayet bilimsel şekilde, gerekli atıfları yaparak herkesin anlayabileceği şekilde anlatıyor. Eğer arka plan olarak bilginiz var ise, anlatılan pasajlardan çok şey alabileceğinizi garanti ediyorum. Çünkü yeri geliyor genetik bilgisi, yeri geliyor evrimsel biyoloji bilgisi ekstra katkı sağlıyor anlatılanı anlamak açısından.
Genel hatları itibari ile insan türünün yolculuğu Etiyopya’da başlamış, daha sonrasında Afrika’nın iç kesimlerine bazı gruplar ilerlerken, bir kısmı yaklaşık 100 bin sene önce bugün verimli toprakları ile bildiğimiz “Mavera ün-Nehir” yani Mezopotamya’ya gelmiş ve insan medeniyetinin temellerini atacak insansılar burada yaşamaya başlamış, daha sonra Asya’ya doğru bir kol ilerlemiş, yaklaşık 40 bin sene öncesinde Anadolu üzerinden Avrupa’ya gidip Homo Neanderthal’e evrilmiş, 50 bin sene önce Avustralya’ya ve oradan 30 bin sene önce Florens Adasının da yer aldığı Endonezya’ya geçip bu iki ada birbirinden ayrıldığında yetersiz besinden dolayı Homo Florensis’e evrilmiş, 25 bin sene önce Rusya civarlarında Homo Denisova’ya, 15 bin sene önce donan Bering Boğazı’ndan Amerika’ya ve oradan Günay Amerika’ya ve bildiğimiz kadarı ile en son 1500 sene önce Yeni Zelanda’ya basit sandallar yaparak denizin karşı kıyısına geçmişler.
Fakat yazarın bir Koreli olduğunu anladığımız küçük bir pasaj var ki sizi “acaba mı?” dedirtiyor. Çünkü yazarımız insanın evrimsel yolculuğunun Etiyopya’dan değil de acaba Asya’dan mı başladığına dair bilgiler ortaya atıyor ve soruların ucunu açık bırakıyor. “Acaba mı?” diyor kendisi de.
Genel itibarıyla gayet dolu ve bilgilendirici bir kitap. Meraklısı için bire bir. Sıkılmadan okuyabilirsiniz. Öneririm.


