Kitap açıklaması
Ölüm gerçek, ölüm döşeği tabu, cenaze ortak, yas bireysel… Peki ölüm herkesi eşitler mi?Romanlarından tanıdığımız Émile Zola’dan toplumsal ve ekonomik koşulların ölümü nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seren çarpıcı beş öykü. Aristokrat, burjuva, esnaf, köylü ve işçi ailelerinin bu süreci nasıl yaşadıklarını olanca sadeliğiyle ve toplumsal çerçeveden kopmadan sergileyen beş tablo.
Tanrı biliyor ya, kimseden bir alıp veremediğim yok, ama zaman zaman bunca haksızlığa dayamıyorum.
Emile Zola
Değişik edebi türlerde eserler veren Emile Zola, dünya edebiyatının en ünlü yazarları arasında yer almaktadır. Eserlerinde Fransız toplumunun sorunlarını ayrıntılı şekilde dile getirmiş ve 1880’de edebiyata yeni giren natüralizm akımına öncülük etmiştir. Özellikle romanları ile tanınır. En ünlü romanları, “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” adlı kitaplarıdır.
Yazar, Dreyfus tartışmasında aldığı tavırla 19. yüzyılın son ve yirminci yüzyılın ilk çeyreğindeki uluslararası edebiyat gündemine oturmuştur. Fransız ordusunda haksız yere casuslukla suçlanıp askeri mahkemede yargılanan Yahudi asıllı yüzbaşı Dreyfus’u 1897’deki davada hükûmetin bütün baskılarına rağmen savunan Zola, Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınladıktan sonra baskılardan dolayı Fransa’yı terkedip bir süre Londra‘da yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davası’nın yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Ulusal kahraman haline gelen Émile Zola, 1902 sonbaharında, kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü.
Kitap Hakkında İncelemem
Kitap incecik bir kitap. Yükte hafif fakat içerik olarak gerçekten ağır bir kitap. Beş bölümden oluşuyor. Her bir bölümde farklı bir seviyeden insanın ölümünü anlatıyor, her birinde de sizi farklı yaralıyor. En acıtanı da en sonuncusu bence. Sırasıyla aristokrat, burjuva, esnaf, köylü ve işçi sınıfına ait ölümlerin cenazelerini ve oradaki insanların durumunu anlatıyor.
Belli bir sıra gözetmiş cenazeleri yazarken; seviyelere bölmüş. Aristokrattan işçi sınıfına kadar kategorize etmiş ölümleri. Her bir bölüm sonrasındaki hikaye hançeri biraz daha derine batırıyor. Sosyal seviye arttıkça imkanlar artıyor fakat insanlık azalıyor. En son işçi cenazesinde de görüyoruz ki insanların yas tutmaya bile hakları yok, böyle bir lüksleri yok. Çok acı. Ve en çok sevdiğim söz de -kapakta da geçer kendisi-
Ölüm herkesi eşitler mi?


